Şok Diyet Listeleri Etkili Mi ?

Bir şok diyetin ortalama 6 hafta gibi düşündüğümüzden çok daha kısa bir zamanda vücut hasarını başlattığını biliyor muydunuz?  Karbonhidrat, protein ve yağ alımı dengesi konusunda maalesef uzman bilgisine sahip olmayan birçok kişi şok diyetler adı altında bir yorum yapıyor. Sizin de her gün yeni bir açıklama duyduğunuza eminim. Açıklanan doğru görünümlü bu ticari yanlışlara neden inanmamalıyız sorusunun cevabını ise adım adım vereceğiz.

  1. Şok Diyetlerin Faydaları (!)

Sadece 2017 yılında şok diyetlerin de dahil olduğu dengesiz, zayıf diyet ve yayılan yanlış bilgiler yüzünden dünya çapında 11 milyon insanın sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını biliyor muydunuz? Neyse ki oldukça yüksek olan bu sayıya dahil olmamamız için üretilmiş bir çözüm yolu var: Sürdürülebilir diyetler!

Hadi gelin şok diyetin tam zıttı olan sürdürülebilir diyetlerin tanımına bir göz atalım. Birleşmiş  Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) sürdürülebilir diyetleri şu şekilde  tanımlamaktadır: ‘Günümüz ve gelecek nesiller için gıda ve beslenme güvenliğine ve sağlıklı  yaşama katkı sağlayan çevreye zararlı etkileri düşük diyetler.’ Ayrıca şok diyetler listelerine dahil olmayan bu sürdürülebilir diyetler biyosistem çeşitliliğine ve ekosisteme karşı saygılı ve koruyucudur. 

Yani özetle, yakın çevrenizde ulaşılabilir, ekonomik ve aile bütçenize uygun aynı zamanda besin değerleri olarak yeterli, sağlıklı ve güvenli besinlerle beslenmektir. Bu nedenle ‘’en sağlıklı ürün en pahalı olandır’’ algısının ticari çıkarlara dayandığını unutmamalıyız. 

  1. Birçok Farklı Şok Diyet, Aynı Sonuç 

‘Şok diyet listelerinin’ uzun zamanlı sağlığı koruma konusunda etkisiz kaldığını artık siz de biliyorsunuz. Tabii ki bunu ben değil, yapılan akademik araştırmalar söylüyor. Çokça duyduğunuza emin olduğum ve belki de deneyip yapamadığınız düşük kalorili diyet sınıfında olan ketojenik diyetin etkisini araştırmak üzere 8 haftalık bir çalışma yapılmış. Ancak bazı katılımcılarda kas  kaybı, kas büyümesinde azalma ve testosteron seviyelerinde %11 azalma görülmüş. Aralıklı oruçta ve kalori kısıtlamalı diyetlerde ise durum çok da farklı değil. Kötü kan değerlerinde iyileşmeler görülmüş olsa da iyi kolesterol seviyesinde artış gözlenmemiştir. Bu diyetlerin kan değerlerini iyileştirdiğini savunan araştırmalar var evet; fakat negatif etkilerinin saptandığı araştırmalar da oldukça fazla. Bu yüzden kesin bir sonuca varılamadığına dikkatinizi çekmek istiyorum!

Protein ağırlıklı şok diyet listelerinde (kısa süreli yapılan Atkins diyeti, Ketojenik diyet, Zone  diyeti gibi) protein miktarı  toplam enerji alımının %20-25’ini oluşturur (normal değerler %12-15 arasında değişir, aradaki farka dikkat lütfen!), hatta bazı durumlarda daha da artar bu oran. Karbonhidrat alımı  ise gerekli seviyelerin altına çekilir İşte, vücut ve organlar üzerindeki hasar süreci böylece başlamış olur. Bilinçsizce planlanmış kalori kısıtlamalı şok diyetlerin 6 hafta gibi kısa bir süre içinde bile vücuda verdiği zararların başında sıvı  dengesinin bozulması gelmektedir. Bu, vücuda alınan su miktarının azalması ve yaşamsal fonksiyonlarınızın bozulması anlamına gelir. Su hayattır sözü boşuna söylenmiş olamaz, değil mi?

  Şok diyet değil, sürdürülebilir yaşam planlaması.
  1. Şok Diyet Zararlıysa Hangi Diyeti Yapacağım?

Bunca düşük kalorili diyetten sonra size Akdeniz  diyeti desem? En sağlıklı diyetlerden biri sayılan ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı sunan Akdeniz diyetiyle ilgili eminim ki bildiğiniz/duyduğunuz şeyler vardır. En sağlıklısı denilen bu diyette dahi şeker, fast-food sınıfı listeden tamamen çıkarılmamış; tüketimi sağlığınıza zarar  vermeyecek şekilde sınırlandırılmıştır. Ne kadar sevindiğinizi biliyorum, evet yasak değil ! Fark ettiğiniz üzere fiziksel aktivite, sosyal yaşam ve beslenme düzeninizi kişisel hayatınıza en sağlıklı şekilde  entegre etmeyi amaçlıyor. Sizi o yasak/bu yasak kapanından çekip çıkarıyor. Yani sağlıksız olarak damgalanan, yanlış bir algıyla insanların köşe bucak kaçtığı ürünleri tamamen çıkarmayıp tüketim miktarını size özel hale getiriyor. Asıl sorulması gereken soru hangi diyeti yapacağım değil, ‘nasıl sağlıklı ve bilinçli bir yaşam alışkanlığı oluştaracağım’dır. Ki asıl hedefimiz her zaman bu olmalı.

  1. Şok Diyet Listeleri İle Bedeninizle İletişim Kurmak

Diyet yapan insanların yapmayanlara göre daha fazla  tıkınırcasına yeme (binge eating) atakları yaşadığını söylesem eminim ki birçoğunuz şaşıracaktır. Ancak bu ilginç bilgi bilimsel bir gerçektir! Sürdürülmesi zor şok diyetler ve bu diyetlerin dayattığı sürdürülebilir olmayan yaşam tarzından dolayı birçok insan tıkınırcasına yeme sendromu ile çok sık karşılaşırlar. Tamir edilmesi gereken en önemli nokta bu kişilerin ‘yasak’ kelimesi yüzünden psikolojik zorluğun yarattığı stresle baş etmekte zorlanmalarıdır. Bunun  sonucunda yeme davranış bozukluğu geliştirmeye kadar uzanan geniş bir sorunlar zincirinin ilk halkasını geçirmiş olurlar.

 Başarılı beslenme süreci, bedeninizi dinleyip anlayarak onu irade savaşı vermeden kontrol etmenizle mümkündür. Tıkınırcasına yenen  öğünlere uzun süre maruz kalmak açlık/tokluk hissi veren hormonlarınızın salgılanma düzenini bozar. Yani, siz aynı miktarda tokluk hormonu salgılamak için daha fazla yemek yemek zorunda kalabilirsiniz Tokluk hissinin azalması ve bu hissi elde etmek  için daha fazla yeme durumu, diyet yapmanın en kötü senaryosuyla karşı karşıya kaldığımız noktalardan biridir. Sağlıklı beslenmenin ilk basamağı zannedilen ‘şok diyetler’e ayak uydurma trendi artık modası geçmiş, doğru bilinen bir yanlıştır. Sadece size özel parmak izi misali, güvenilir kişiler ya da sistemler tarafından hazırlanan, sürdürülebilir yaşam tarzı planlarını uygulamalısınız. Bedeninizin onu dinlemenize, ihtiyaçlarını öğrenip karşılamanıza ihtiyacı vardır. Ya siz gerçekten bedeninizle iletişim kuruyor musunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir